Aylin
New member
İkindi ile Akşam Arası Neden Uyunmaz? Asıl Mesele “Uyursan Aklın Gider” Mi?
İkindiyle akşam arasında göz kapaklarımın bana attığı bakışı bilirsiniz: “Abi beş dakika uzanalım, ne olacak?” O beş dakika genellikle tarihte hiçbir zaman beş dakika olarak kalmaz. İnsan bir bakar, güneş gitmiş, ezan okunmuş, telefonun şarjı bitmiş, aile WhatsApp grubunda 47 mesaj birikmiş. Daha kötüsü, “Ben kaç saat uyudum?” sorusunun cevabını hesaplamaya çalışırken hayatın anlamını sorgulamaya başlarsınız.
Bizde özellikle büyüklerden sık duyulan bir söz vardır: “İkindiden sonra uyuma, aklın gider.”
Peki gerçekten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) böyle bir uyarısı var mı? İkindi ile akşam arasındaki uyku dinen yasak mı? Yoksa bu mesele zamanla kültürel bir alışkanlığa mı dönüşmüş?
İşin ilginç tarafı şu: Güvenilir kaynaklara baktığımızda konu, halk arasında anlatıldığından biraz daha farklı görünüyor.
Önce En Önemli Noktayı Netleştirelim: “Aklını Kaybedersin” Hadisi Sahih Değil
İkindi sonrasında uyumakla ilgili en meşhur sözlerden biri, kabaca “Kim ikindiden sonra uyur da aklını kaybederse kendisinden başkasını kınamasın” şeklinde aktarılıyor.
Fakat burada ciddi bir hadis sıhhat problemi var.
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Tahir Tural da bu sözün mevzu, yani uydurma hadis olduğunu açıkça belirtmiştir. Diyanet’in ilgili açıklamasında, “İkindi sonrası uyuyanlar aklını kaybeder” şeklindeki sözün Peygamber Efendimiz’e ait sahih bir hadis olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmektedir. Diyanet TV+1
Üstelik konu akademik olarak da incelenmiş durumda. Ömer Özpınar’ın İkindiden Sonra Uyumayla İlgili Hadîslerin Tahlil ve Tenkidi başlıklı çalışmasında, bu rivayetin hadis kaynaklarındaki yolları ve senedi ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Çalışmanın temel amacı da tam olarak şu soruyu cevaplamak: “Bu rivayet gerçekten Hz. Peygamber’e ait güvenilir bir hadis olarak değerlendirilebilir mi?” DergiPark+1
Yani burada çok önemli bir ayrım var:
“İkindi ile akşam arasında uyumak uygun görülmemiştir” demek başka, “Peygamberimiz kesinlikle uyumayın, yoksa aklınızı kaybedersiniz dedi” demek başka.
Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Peki O Zaman Neden İkindiden Sonra Uyumak Hoş Karşılanmamış?
Burada mesele biraz hayat düzenine geliyor.
Diyanet’in açıklamasında, İslam geleneğinde gece uykusunun esas olduğu; gündüzün ise çalışma, üretme ve rızık kazanma zamanı olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Özellikle ikindiden sonraki saatlerin de kişinin günlük faaliyetlerini sürdürmesi açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle bazı İslam âlimleri ikindiden sonra uyumayı hoş karşılamamışlardır. Diyanet TV
Buradaki mantık aslında oldukça anlaşılır.
Diyelim saat 17.30.
Bir insan “10 dakika kestireyim” diyor.
Sonra saat 19.15.
Uyanıyor.
Dışarı bakıyor.
Hava karanlık.
Beyin:
“Bugün hangi yıldayız?”
İşte mesele biraz da bu.
Özellikle geçmiş dönemlerde insanların gününü güneşin hareketlerine göre düzenlediğini düşünürsek, ikindi ile akşam arasındaki zaman diliminin boşa geçirilmesi günlük hayatın düzenini bozabiliyordu.
Bugünkü modern yaşamda da benzer bir durum var. Akşamüstü yapılan uzun bir uyku, gece uyku düzenini geciktirebilir. Gece geç yatılır, sabah zor kalkılır, ertesi gün yorgunluk başlar. Sonra yine akşamüstü uyuma ihtiyacı doğar.
Derken insan fark etmeden kendi küçük uyku ekonomisini kurar.
Erkekler “Strateji”, Kadınlar “İlişki” Mi? Her Zaman Değil; Ama İlginç Bir Ev İçi Senaryo Var
Bu konuda forumlarda sıkça karşılaşılan başka bir boyut da aile hayatı.
Mesela Ahmet düşünelim. Gün boyunca çalışan, eve geldiğinde yorgun olan, akşamüstü koltuğa oturduğu anda gözleri kapanan biri.
Ahmet’in zihni hemen çözüm moduna geçiyor:
“20 dakika alarm kurarım. Kalkarım. Akşam namazını kılarım. Sonra yemeğimi yerim.”
Strateji tamam.
Fakat eşi Zeynep’in yaklaşımı farklı olabilir:
“Sen şimdi uyursan akşam yemeğini birlikte yiyemeyiz. Çocuk sana gününü anlatmak istiyor. Ayrıca annen aradı, seni soruyor.”
Burada mesele “erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” gibi basit bir cinsiyet klişesine indirgenmemeli. Çünkü gerçek hayatta stratejik düşünen kadınlar, son derece ilişki odaklı erkekler ve tam tersine davranan insanlar var.
Ama güzel bir örnek ortaya çıkıyor:
Bir insan uykuyu sadece biyolojik bir ihtiyaç olarak mı görüyor, yoksa uyku kararının aile ve sosyal hayat üzerindeki etkisini de hesaba katıyor mu?
Örneğin evde çocuklarla ilgilenen bir baba, ikindi sonrası uykusunu çocuğuyla vakit geçirmek için erteleyebilir. Yoğun çalışan bir anne ise “Benim 20 dakikalık toparlanma uykum olmazsa akşam kimseye faydam dokunmaz” diyebilir.
İşte burada mesele cinsiyetten çok kişinin yaşam şartları, sorumlulukları ve ihtiyaçları haline geliyor.
Peygamber Efendimizin Uyku Konusundaki Uygulaması Nasıldı?
Hz. Peygamber’in uyku düzenine baktığımızda, uykunun kendisinin olumsuz bir şey olarak görülmediğini açıkça görebiliyoruz.
Diyanet’in Hadislerle İslâm çalışmasında, Hz. Peygamber’in özellikle kaylûle, yani öğle civarındaki dinlenme/uyku uygulamasına yer veriliyor. Bu tür bir dinlenmenin gece ibadetine ve günlük düzene yardımcı olduğu aktarılıyor. Diyanet Hadislerle İslam
Ayrıca Hz. Peygamber’in yatsıdan önce uyumayı ve yatsıdan sonra gereksiz şekilde oturup konuşmayı hoş karşılamadığına dair sahih rivayet bulunmaktadır. Diyanet Hadislerle İslam
Buradan önemli bir sonuç çıkıyor:
İslam’da problem “uyumak” değil, uykunun zamanı ve insanın sorumluluklarıyla kurduğu ilişkidir.
Yani “Uyku kötüdür” diye bir yaklaşım yok.
Hatta insanın dinlenmeye ihtiyacı olduğu açık.
Fakat uyku namazı kaçırmaya, aile sorumluluklarını ihmal etmeye, gece düzenini bozmaya veya kişinin günlük görevlerini aksatmaya başlıyorsa mesele değişiyor.
İkindi Sonrası Uyku Haram mı?
Burada da kelimeleri dikkatli kullanmak gerekiyor.
İkindiyle akşam arasında göz kapaklarımın bana attığı bakışı bilirsiniz: “Abi beş dakika uzanalım, ne olacak?” O beş dakika genellikle tarihte hiçbir zaman beş dakika olarak kalmaz. İnsan bir bakar, güneş gitmiş, ezan okunmuş, telefonun şarjı bitmiş, aile WhatsApp grubunda 47 mesaj birikmiş. Daha kötüsü, “Ben kaç saat uyudum?” sorusunun cevabını hesaplamaya çalışırken hayatın anlamını sorgulamaya başlarsınız.
Bizde özellikle büyüklerden sık duyulan bir söz vardır: “İkindiden sonra uyuma, aklın gider.”
Peki gerçekten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) böyle bir uyarısı var mı? İkindi ile akşam arasındaki uyku dinen yasak mı? Yoksa bu mesele zamanla kültürel bir alışkanlığa mı dönüşmüş?
İşin ilginç tarafı şu: Güvenilir kaynaklara baktığımızda konu, halk arasında anlatıldığından biraz daha farklı görünüyor.
Önce En Önemli Noktayı Netleştirelim: “Aklını Kaybedersin” Hadisi Sahih Değil
İkindi sonrasında uyumakla ilgili en meşhur sözlerden biri, kabaca “Kim ikindiden sonra uyur da aklını kaybederse kendisinden başkasını kınamasın” şeklinde aktarılıyor.
Fakat burada ciddi bir hadis sıhhat problemi var.
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Tahir Tural da bu sözün mevzu, yani uydurma hadis olduğunu açıkça belirtmiştir. Diyanet’in ilgili açıklamasında, “İkindi sonrası uyuyanlar aklını kaybeder” şeklindeki sözün Peygamber Efendimiz’e ait sahih bir hadis olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmektedir. Diyanet TV+1
Üstelik konu akademik olarak da incelenmiş durumda. Ömer Özpınar’ın İkindiden Sonra Uyumayla İlgili Hadîslerin Tahlil ve Tenkidi başlıklı çalışmasında, bu rivayetin hadis kaynaklarındaki yolları ve senedi ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Çalışmanın temel amacı da tam olarak şu soruyu cevaplamak: “Bu rivayet gerçekten Hz. Peygamber’e ait güvenilir bir hadis olarak değerlendirilebilir mi?” DergiPark+1
Yani burada çok önemli bir ayrım var:
“İkindi ile akşam arasında uyumak uygun görülmemiştir” demek başka, “Peygamberimiz kesinlikle uyumayın, yoksa aklınızı kaybedersiniz dedi” demek başka.
Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Peki O Zaman Neden İkindiden Sonra Uyumak Hoş Karşılanmamış?
Burada mesele biraz hayat düzenine geliyor.
Diyanet’in açıklamasında, İslam geleneğinde gece uykusunun esas olduğu; gündüzün ise çalışma, üretme ve rızık kazanma zamanı olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Özellikle ikindiden sonraki saatlerin de kişinin günlük faaliyetlerini sürdürmesi açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle bazı İslam âlimleri ikindiden sonra uyumayı hoş karşılamamışlardır. Diyanet TV
Buradaki mantık aslında oldukça anlaşılır.
Diyelim saat 17.30.
Bir insan “10 dakika kestireyim” diyor.
Sonra saat 19.15.
Uyanıyor.
Dışarı bakıyor.
Hava karanlık.
Beyin:
“Bugün hangi yıldayız?”
İşte mesele biraz da bu.
Özellikle geçmiş dönemlerde insanların gününü güneşin hareketlerine göre düzenlediğini düşünürsek, ikindi ile akşam arasındaki zaman diliminin boşa geçirilmesi günlük hayatın düzenini bozabiliyordu.
Bugünkü modern yaşamda da benzer bir durum var. Akşamüstü yapılan uzun bir uyku, gece uyku düzenini geciktirebilir. Gece geç yatılır, sabah zor kalkılır, ertesi gün yorgunluk başlar. Sonra yine akşamüstü uyuma ihtiyacı doğar.
Derken insan fark etmeden kendi küçük uyku ekonomisini kurar.
Erkekler “Strateji”, Kadınlar “İlişki” Mi? Her Zaman Değil; Ama İlginç Bir Ev İçi Senaryo Var
Bu konuda forumlarda sıkça karşılaşılan başka bir boyut da aile hayatı.
Mesela Ahmet düşünelim. Gün boyunca çalışan, eve geldiğinde yorgun olan, akşamüstü koltuğa oturduğu anda gözleri kapanan biri.
Ahmet’in zihni hemen çözüm moduna geçiyor:
“20 dakika alarm kurarım. Kalkarım. Akşam namazını kılarım. Sonra yemeğimi yerim.”
Strateji tamam.
Fakat eşi Zeynep’in yaklaşımı farklı olabilir:
“Sen şimdi uyursan akşam yemeğini birlikte yiyemeyiz. Çocuk sana gününü anlatmak istiyor. Ayrıca annen aradı, seni soruyor.”
Burada mesele “erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” gibi basit bir cinsiyet klişesine indirgenmemeli. Çünkü gerçek hayatta stratejik düşünen kadınlar, son derece ilişki odaklı erkekler ve tam tersine davranan insanlar var.
Ama güzel bir örnek ortaya çıkıyor:
Bir insan uykuyu sadece biyolojik bir ihtiyaç olarak mı görüyor, yoksa uyku kararının aile ve sosyal hayat üzerindeki etkisini de hesaba katıyor mu?
Örneğin evde çocuklarla ilgilenen bir baba, ikindi sonrası uykusunu çocuğuyla vakit geçirmek için erteleyebilir. Yoğun çalışan bir anne ise “Benim 20 dakikalık toparlanma uykum olmazsa akşam kimseye faydam dokunmaz” diyebilir.
İşte burada mesele cinsiyetten çok kişinin yaşam şartları, sorumlulukları ve ihtiyaçları haline geliyor.
Peygamber Efendimizin Uyku Konusundaki Uygulaması Nasıldı?
Hz. Peygamber’in uyku düzenine baktığımızda, uykunun kendisinin olumsuz bir şey olarak görülmediğini açıkça görebiliyoruz.
Diyanet’in Hadislerle İslâm çalışmasında, Hz. Peygamber’in özellikle kaylûle, yani öğle civarındaki dinlenme/uyku uygulamasına yer veriliyor. Bu tür bir dinlenmenin gece ibadetine ve günlük düzene yardımcı olduğu aktarılıyor. Diyanet Hadislerle İslam
Ayrıca Hz. Peygamber’in yatsıdan önce uyumayı ve yatsıdan sonra gereksiz şekilde oturup konuşmayı hoş karşılamadığına dair sahih rivayet bulunmaktadır. Diyanet Hadislerle İslam
Buradan önemli bir sonuç çıkıyor:
İslam’da problem “uyumak” değil, uykunun zamanı ve insanın sorumluluklarıyla kurduğu ilişkidir.
Yani “Uyku kötüdür” diye bir yaklaşım yok.
Hatta insanın dinlenmeye ihtiyacı olduğu açık.
Fakat uyku namazı kaçırmaya, aile sorumluluklarını ihmal etmeye, gece düzenini bozmaya veya kişinin günlük görevlerini aksatmaya başlıyorsa mesele değişiyor.
İkindi Sonrası Uyku Haram mı?
Burada da kelimeleri dikkatli kullanmak gerekiyor.